İzmir eşrafından zengin bir zatın Aydın'dan bir misafiri gelecekmiş.
Bu misafiri Alsancak istasyonunda karşılamak ve alıp eve getirmek üzere kendi faytonunu ve uşağını istasyona göndermiş.
Uşak istasyona giderken efendisine sormuş :
—Ben gelecek misafiri tanımıyorum. Kalabalıkta
nasıl bileceğim? Demiş. Efendisi de :
—Uzun boylu, 50 veya 55 yaşlarında, tıknazca, efe
bıyıklı, sarı çizmelidir, elinde gümüş saplı kamçısı vardır, ismi Mehmet ağadır.
Diye tarif etmiş.
Tren gelmiş, yolcular vagonlardan inmeye başlamış. Garın içi ana baba günü gibi mahşerî kalabalık olmuş. O tarihlerde sarı çizme giymek moda imiş. Trenden inen yolcular arasında pek çok sarı çizmeli insan varmış. Uşak şaşırmış ve hangisine sahip çıkacağını kestirememiş. Başlamış yüksek sesle bağırmağa :
—Aydından gelen Sarı Çizmeli Mehmet Âğa... Diye, avazı çıktığı kadar haykırırken uşağın bu saf hareketi herkesin hoşuna gitmiş. Kalabalık arasında gülüşmeler başlamış. O gün istasyonda bulunup gülüşen kalabalık Sarı Çizmeli Mehmet Ağa lâfını bütün yurda yaymışlar.


Not: bir formdan alıntıdır