YENİÇERİ OCAĞININ KALDIRILMASI
Yeniçeriler, Osmanlı ordusunun bel kemiğini teşkil eden, kapıkulu askerlerinin önemli bir sınıfıdır. Orduda yerlerini aldıkları tarihten itibaren, devletin şan ve şerefinin yükselmesi, ülkeler fethedilmesi uğrunda büyük hizmetlerde bulunmuşlardır.

Ancak, başlangıçta Yeniçeri Ocağı’na hâkim olan disiplin, itaat ve cengâverlik ruhunun zamanla azalmaya, bozulmaya yüz tuttuğu görülür. 1658 yılından itibaren önemini kaybetmiş ve ayaklanmaların olduğu bir yuva hâline gelmişti. Öyle ki, daha sonra İstanbul’da çıkan çeşitli isyanların baş sorumluları olacak, siyâsete iyice bulaşıp devlet adamlarının tayin, azil ve idamlarına sebebiyet verecek, hattâ padişah katledeceklerdir.

Sultan II. Mahmud, Avrupa ordularının aldığı eğitimle yetiştirilmek üzere “eşkinci” adı verilen yeni bir askerî örgüt kurulmasını emretti. Yeni eğitimi istemeyen yeniçeriler, At meydanında toplanarak gösteri yaparak ayaklandılar. Bâbıâlî’ye saldırarak 6000 kese para aldılar. Yeniçerilerin o zamanlar çok önem verilen ilmiye sınıfına hakâret etmeleri de bardağı taşıran son damla oldu. Bunun üzerine ilmiye sınıfı ile halk yeniçerilere karşı birleşti. Devletin de desteği ile halk yeniçerilerin üzerine saldırdı. Yeniçeriler kışla ve tekkeye sığındılar. Top ateşi sonrasında kışla birkaç saatte, içindeki yeniçerilerle birlikte yakılıp yıkıldı. Bu durumda II. Mahmud Hân, 1826 yılında Yeniçeri Ocağı’nın kaldırıldığını bir fermanla halka duyurdu. Bu hâdiseye Vaka-i Hayriye, (Hayırlı olay) ismi verildi.